• Archives

    • Bilgisayarı Kim Buldu ve Bilgisayarın Türkiyedeki Geçmişi

      Bilgisayar, belirli komutlara göre veri işleyen ve depolayan makineye verilen isimdir.

      Bilgisayarlar çok değişik biçimlerde karşımıza çıkabilir. 20. yüzyılın ortalarındaki ilk bilgisayarlar büyük bir oda büyüklüğünde olup, günümüz bilgisayarlarından yüzlerce kat daha fazla enerji tüketiyordu. 21. yüzyılın başına varıldığında ise bilgisayarlar bir kol saatine sığacak ve küçük bir pil ile çalışacak durumada dır.
      Geçmişte ‘bilgisayar’ olarak bilinen birçok aygıt günümüz ölçütlerine göre bu tanımın dışıda dır. Başlangıçta bilgisayar sözcüğü hesaplama sürecini kolaylaştıran nesnelere verilen bir ad dı. Bu ilk dönemin bilgisayar örnekleri arasında sayı boncuğu (abaküs) ve AntiKitira Makinesi ni (M.Ö. 150-100) sayılabiliriz. Yüzyıllar sonra, Orta Çağ sonundaki yeni bilimsel keşifler ışığında, Avrupalı mühendisler tarafından geliştirilen bir dizi makinesel hesaplama aygıtlarının ilki ise, Wilhelm Schickard’a (1623) ait.
      Ancak, programlanabilir (veya kurulabilir) olmamaları nedeniyle bu aygıtların hiçbiri günümüz bilgisayar tanımına uymaz. 1801 yılında Joseph Marie Jacquard’ın dokuma tezgâhındaki işlemi otomatikleştirmek adına ürettiği delikli kartlar ise bilgisayarların gelişme sürecindeki, kısıtlı da olsa, ilk programlanabilme (kurulabilme) izlerinden sayılmaktadır. Kullanıcının sağladığı bu kartlar sayesinde, dokuma tezgâhı kart üzerindeki delikler ile tarif edilen çizime işleyişini uyarlayabilmekteydi.

      1837 yılında Charles Babbage, adını Analytical Engine (Çözümlemeli ya da analitik makine) koyduğu, ilk tam programlanabilir makinesel bilgisayarı kavramsallaştırıp tasarlamıştır. Ancak parasal nedenler ve üzerindeki çalışmalarının sonlanamaması sebebiyle bu makineyi geliştirmemiştir.

      Delikli kartların ilk büyük ölçekli kullanımı ise Herman Hollerith tarafından, 1890 yılında muhasebe işlemlerinde kullanılmak üzere yapılan hesap makinesidir. Hollerith’in o dönemde bağlı olduğu işletme ise sonraki yıllarda küresel bilgisayar devine dönüşecek IBM’dir. 19. yüzyılın sonlarına varıldığında, gelecek yıllarda bilişim donanım ve kuramlarının gelişimine büyük katkıda bulunacak uygulayımlar (teknolojiler) ortaya çıkmaya başlamıştı bunlar delikli kartlar, Boole cebiri, boşluk tüpleri ve teletip aygıtları idi.

      20. yüzyılın ilk yarısında ise, birçok bilimsel gereksinim, gittikçe karmaşıklaşan örneksel (analog) bilgisayarlar ile giderilmiştir. Ancak günümüz bilgisayarlarının yanılmazlık düzeyine hâlâ ulaşamamışlardı.

      1930′lar ve 1940′lar boyunca bilgisayar uygulayımı gelişmeye devam etti, ve sayısal elektronik bilgisayarın ortaya çıkışı ancak elektronik devrelerinin buluşundan (1937) sonra gerçekleşebilmiştir. Bu dönemin önemli çalışmaları arasında aşağıdakiler sayılabilmektedir:

      a) Konrad Zuse’nin “Z makineleri”. Z3 (1941) ikili sayı tabanına dayalı işleyip, gerçel sayılar ile işlem yapabilen ilk makine. 1998 yılında Z3′ün Turing uyumlu olduğu kanıtlanmış ve böylece ilk bilgisayar unvanını almıştır.
      b) Atanasoff-Berry Bilgisayarı (1941) boşluk tüplerine dayalı olup, ikili sayı tabanının yanı sıra, sığaç tabanlı bellek donanımı vardı.
      c) İngiliz yapımı Colossus bilgisayarı (1944), kısıtlı programlanabilirliğine (kurulabilirliğine) karşın, binlerce tüp kullanımının yeterince güvenilir bir sonuç verebileceğini gösterdi. II. Dünya Savaşı’nda Alman silahlı kuvvetlerinin gizli iletişimlerini çözümlemek için kullanıldı.
      d) Harvard Mark I (1944), kısıtlı kurulabilirliğe sahip bir bilgisayar dır.
      e) ABD Ordusu tarafından geliştirilen ENIAC (1946), onluk sayı tabanına dayalı olup ilk genel kullanım amaçlı eletronik bilgisayar unvanını almıştır.

      ENIAC’ın olumsuz yanlarını saptayan geliştiricileri, daha esnek ve zarif bir çözüm üzerinde çalışıp, artık saklı program mimarisi ya da daha çok von Neumann mimarisi olarak tanınan tasarımı önermişlerdir. Bu tasarımdan ilk olarak John von Neumann (1945) yılında gerçekleştirdiği bir yayında söz etmesinden sonra, bu mimariye dayalı olarak geliştirilen bilgisayarlardan ilki İngiltere’de tamamlanmıştır. (SSEM). Aynı mimariye bir yıl sonra kavuşan ENIAC’a ise EDVAC adı verilmiştir.

      Günümüz bilgisayarlarının neredeyse tamamının bu mimariye uyumlu duruma gelmesi ile bilgisayar sözcüğünün tanımı olarak da kullanılır. Dolayısı ile bu tanıma göre geçmişteki aygıtlar bilgisayar olarak sayılmasalar da, tarihsel bağlamda yine de o biçimde anılır. Her ne kadar 1940′lardan bu yana bilgisayar uygulayımı köklü değişiklikler geçirmiş olsa da, çoğunluğu von Neumann mimarisine sadık kalınmışdır.

      Boşluk tüpüne dayalı bilgisayarlar 1950′ler boyunca kullanımda kaldıktan sonra, 1960′larda daha hızlı ve ucuz olan geçirgeç (transistör) tabanlı bilgisayarlar yaygınlık kazanmıştır. Bu etkenlerin sonucunda bilgisayarların daha önce görülmemiş bir düzeyde toplu üretimine geçirilmiştir. 1970′lere varıldığında tümleşik devre uygulayımı ve Intel 4004 gibi mikroişlemcilerin geliştirilmesi sayesinde bir kez daha büyük bir başarım ve güvenilirlik artışının yanı sıra, maliyet düşüşü de yaşanmıştır. 1980′lerde artık bilgisayarlar, çamaşır makinesi gibi günlük hayat kullanımındaki birçok makinesel aygıtın denetleyici donanımlarındaki yerlerini almaya başlamışdır. Yine aynı dönemde, kişisel bilgisayarlar yaygınlık kazanmıştır Son olarak 1990′lardaki Internet’in gelişimi ile de bilgisayarlar artık televizyon ve telefon gibi alışılmış birer aygıt hâline gelmişdir. Bilgisayarın zararıda bulunur.7ile 14 yaş arası çocuklar bilgisayar başında fazla oturmamalıdır.

      Bilgisayarın Türkiye’ deki Geçmişi

      Türkiye’yede ise ilk bilgisayar 1960 yılında yol yapımında gereken hesaplamaları daha hızlı yapabilmek amacıyla Karayolları Genel Müdürlüğü’ne geldi. IBM-650 Veri İşleme Makinesi (Data Processing Machine) adlı bilgisayar 12 yıl kullanıldı ve elektrikle çalışan ve elektronik veri işleme kapasitesine sahip 167 m² bir alana sığan ve ağırlığı 30 tonluk ilk bilgisayar ENIAC’tan tam 15 yıl sonra edinildi. İkinci bilgisayar ise akademik amaçlı kullanmak için İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Taşkışla binasına gelmiştir. İTÜ’den sonra ise Orta Doğu Teknik Üniversitesine bilgisayar gelmiştir. Türkiye’deki dördüncü bilgisayar ise Devlet Planlama Teşkilatı’na gelmiştir. Tabiki bu Bilgisayarlar için çok para harcanmıştır.

      Devamı »

    • Fax Resimleri ve Fax Hakkında Bilgiler

      Fax: Belgegeçer veya İngilizce kısa adı Faks olan, Facsimile (Latince fac similar yani kopyalamak) kelimesinden türetilmiş bir iletişim aygıtı dır.
      Var olan telefon hatlarından yararlanarak, karşılıklı iki tarafta bulunan belgegeçer ile, resim, yazı, grafik vb. verilerin, ses sinyalleri halinde hızlı bir şekilde aktarımını sağlamaktadır. 1843′te Alexander Bain tarafından patenti alınmış olup, 1851′de Frederick Bakewell tarafından Büyük Londra Fuarında sergilendi. Günümüz tasarımına, 1924′te Amerikan Radio Corporation of America (RCA) şirketinden Richard H.Ranger’in araştırmaları sonucunda ulaşmış olan aygıtla, 24 Kasım 1924′te New York’tan Londra’ya bir fotoğraf aktarıldı.

      Devamı »

    • Mektup Hakkında Resimli Bilgiler

      Mektup ya da posta, bir bilgi ve maddi bir nesnenin transferi için bir metod. Üzerine yazı yazılıp bir zarf içine konan dökümanlar ve ayrıca küçük paketler dünya üzerindeki varış yerlerine teslim edilmektedir. Posta sistemi içinde gönderilen herhangi birşey mektup ya da posta olarak adlandırılmaktadır.

      Devamı »

    • Telgraf Hakkında Resimli Bilgiler

      Telgraf, İki merkez arasında,kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin ya da belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzenine denilir. 1830 yılında Amerikalı Joseph Henry (1797-1878), elektrik akımını teller vasıtasıyla uzaklara taşıyıp, oradaki bir zili çalıştırmıştır. Zil bir elektromıknatısa bağlıydı. Bununla elektrikli telgraf bulunmuştur. Elektrikli telgraflar, bir verici, bir alıcı ve ikisi arasına çekilmiş elektrik hattından oluşur. Vericiye maniple denilmektedir. Maniple, telgraf şebekesindeki elektrik akımını açıp kapayan anahtarlardır. Manipleye basınca devre tamamlanır ve telgraf şebekesinden akım geçmektedir.

      Karşı tarafta ise alıcılar bulunur. Alıcılar, elektro mıknatıs bobinlerden yapılmış haldedir. Elektro mıknatısın karşısında ileri geri hareket edebilen madeni bir çubuk bulunur. Bu çubuk elektro mıknatıstan akım geçtiği zaman hareket etmektedir. Çubuğun ucundaki mürekkepli kalem bir kağıt şerit üzerine nokta (.) ya da çizgi (-) şeklinde şekiller çizmektedir.

      Sesle çalışan alıcılar da bulunur. Bunlar kağıt bir şeride yazı yazmak yerine, sert bir cisme vurarak tıkırtı çıkarmaktadırlar. Tecrübeli telgraf operatörleri , bu tıkırtıları dinleyerek mesajı çözmektedirler. Burada kısa tıkırtı nokta (.), uzun tıkırtı çizgi (-) anlamına gelir.

      Devamı »

    • Televizyon ve Tv Hakkında Resimli Bilgiler

      Televizyon yada kısaca TV, bir vericiden elektromanyetik dalga halinde yayınlanan görüntü ve seslerin, ekranlı ve hoparlörlü elektronik alıcılar sayesinde yeniden görüntü ve sese çevrilmesini sağlayan haberleşme sistemine denilir. Yayınlanan görüntü ve sesleri alıcıya ulaştıran elektronik cihaz da sistemin adı ile anılmaktadır. Televizyon 1923 yılında, İskoçyalı mühendis John Logie Baird tarafından İngiltere’nin Hastings kasabasında icat edilidi. İlk televizyon görüntüsü ise yine Baird tarafından 1926 yılında yayınlandı.

      Devamı »

    • Telefon Resimleri Ve Telefon Hakkında Bilgiler

      Telefon, birbirinden uzak yerlerde olan kişiler ve düzenekler arasında bilgi alışverişini sağlayan elektrikli ses alıp verme aygıtına telefon denilmektedir. Telefon 1876 yılında Alexander Graham Bell telefonu icat edilmiştir. Telefonun çalışmasında ana ilke ağızdan çıkan ses dalgalarının önce elektrik sinyallerine çevrilmesi, bu sinyallerin çeşitli gönderme yöntemleriyle uzağa iletilmesinden sonra, bu defa elektrik sinyallerinin yeniden kulakla duyulabilecek ses dalgalarına çevrilmesi.

      Devamı »

    • Radyo Resimleri ve Radyo Hakkında Resimli Bilgiler

      Radyo elektromanyetik dalga alıcısı Radyo dalgaları’ndaki ses modülasyonunu önce elektronik ortama sonrada sese çeviren elektronik alet veya alıcıya verilen isimdir. (Türkçesiyle Dinleç) Radyolar (radyo alıcıları) elektromanyetik tayfın belli bir aralığını dinlemek üzere dizayn edilmektedir.

      Devamı »

    Archive for the ‘İletişim Araçları’ Category
TOP
Powered by WordPress | Theme by mg12 | Valid XHTML 1.1 and CSS 3

Website Statistics Gizlilik