-
Apandis ve Apandisin Görevleri
->

Apandis İnsanlarda, kalın barsağın bir çıkıntısı olan körbarsağın alt bölümüne tutunmuş, serbest olan öbür ucu çıkmaz halinde biten kese şeklinde bir barsak çıkıntısı dır. Apandisin uzunluğu, 7-12 cm dir.
Apandis, insan türünde sindirim organı olarak bir işlev görmez ve evrimsel süreçte yavaş yavaş yokolduğu düşünülüyor. Hayatın erken dönemlerinde vücut savunma sisteminin bir parçası olup vücut savunma hücrelerinin eğitim alanı olarak görev yapar. Yaş ilerledikçe bu görevi azalır.
Kalınbağırsakta bulunan mikropları yok ederek hastalık yapmalarını önler.
Apandisin tıkanması, apandisit denilen sancılı ve zaman zaman da tehlikeli rahatsızlığa sebeb olur.
Patlamış bir apandisit ameliyat edilmezse ölüme kadar gidebilen, ameliyat edilse bile vücuda oldukça fazla zarar veren acil bir durumdur. Patlayan apandiksin içindeki iltihap karın boşluğuna yayılır, karın boşluğu doğrudan irinle, dışkıyla kirlenir. Bu durum çok şiddetli bir iltihap hâlidir.
-
Akciğerin görevleri

Akciğer, hava soluyan omurgalı hayvanlardaki temel solunum organıdır. Akciğerler insandaki solunum sisteminin en önemli organları dır. İnsandan başka birçok omurgalı hayvanlarda da akciğerler solunum organı olarak görev yaparlar. Soluk alındığında burun ve ağızdan giren hava, nefes borusu ve bronşlardan geçerek akciğerlere girer. Toplardamarlarla gelen karbondioksiti fazla olan kan (kirli kan) burada temizlenir.
Göğüs boşluğunda bulunan ve göğüs kafesi vasıtasıyla korunan akciğerler, gene koruyucu bir zar olan akciğer zarı (plevra) ile sarılmışlardır.Yeni doğan bir bebeğin akciğerleri, parlak pembe renktedir; daha sonra grileşmeye başlar ve yaş ilerledikçe koyulaşarak, sonunda hemen hemen bütünüyle siyah bir renk alır. Bu koyulaşmaya, solunumla alınan havadaki tozlar ve öteki maddeler yol açar. Şehirde yaşayan ve sigara içenlerin akciğerleri, kırlık yerlerde yaşayanların ve sigara içmeyenlerinkine göre daha siyahtır.
-
Solunum Sistemi Bölümleri Ve Kısımları
Solunum sistemi, kandaki karbondioksit (CO2) gazının oksijen gazı (O2) ile yer değiştirmesini sağlayan sisteme denilir.
Solunum sisteminde burun ve ağız yardımıyla dışarıdan alınan havanın içindeki oksijen yutak, gırtlak ve soluk borusundan geçerek akciğerlere gelir. Bronş ve bronşçuklardan sonra alveollere gelir. Alveollerden kana geçmektedir. Kan, hücrelere oksijeni taşımaktadır. Hücreler bu oksijeni kullanarak enerji üretirler. Kan yardımıyla karbondioksit, tekrar alveollere gelmektedir. Alveollerin içindeki kılcal damarlarda yer alan karbondioksit bronşçuk, bronş, soluk borusu, gırtlak ve yutaktan geçtikten sonra bu sefer ağız ve burundan dışarı atılır.
Burun: solunum sisteminin dışarı bölümüdür. Burun içindeki kıllar ve nemli yüzey havanın içindeki tozların tutulmasını sağlamaktadır. Ayrıca burun içindeki nemli yüzey ve burun içinin kıvrımlı oluşu soğuk havalarda, havanın ısınarak akciğerlere gitmesini sağlamaktadır. Burnun en uç kısmındaki koklama sinir uçları havadaki küçük parçacıklar tarafından uyarılarak koku alma işlemini yaparlar.
Yutak: yutak ağız ve burun boşluğunu soluk ve yemek borusuna birleştiren bölümdür.
Soluk borusu: yutak ile akciğer arasında kalan 10-12cm uzunluğundaki borudur. Soluk borusunun başlangıç bölümü gırtlaktır. Gırtlakta ses telleri bulunur. Ayrıca küçük dil yutkunurken soluk borusunu kapatmaktadır. Soluk borusunun iç yüzeyi nemli ve tüylerle kaplıdır. Bunlar soluk borusuna kaçan toz vb. maddeleri yakalayarak öksürük ve balgamla dışarı atmaktadır. Soluk borusunun alt kısmı bronş adı verilen iki kola ayrılmaktadır. Bronşlardan biri sağ, diğeri sol akciğere bağlanmaktadır. Soluk borusu üst üste dizilmiş kıkırdak halkalardan meydana gelmişdir.
Akciğerler: Göğüs kafesi içinde bulunur ve akciğerler solunumun en önemli organlarından biridir. Akciğerler Plevra adı verilen sağlam bir zarla örtülüdür. Bu örtü akciğerleri darbe, basınç gibi dış etkenlerden korumaktadır. Akciğerler sağ ve sol olmak üzere iki parçadır. Ayrıca her bir parça lob denilen bölümlere ayrılmıştır. Sağ akciğer üç, sol akciğer ise iki lobdan meydana gelir. Bronşlar akciğerlere girdikten sonra daha ince dallara ayrılır. Bu ince dallara bronşçuk denilmektedir. Bronşçuklar üzüm salkımı şeklinde hava keseleri ile biter. Bu hava keselerine alveol denilmektedir. Alveoller akciğer yüzeyinin daha geniş olmasını sağlamaktadır. Bu özellik solunumu kolaylaştırmaktadır. Hava ile kan arasındaki gaz alışverişi alveollerde yapılmaktadır.
Soluduğumuz hava normalde %21 oksijen, %78 azot, %1 oranında diğer gazları içerir. İnsan soluduğumuz havada yer alan %21 oranındaki oksijenin sadece %5-%6 sını kullanmaktadır.
Solunum kendiliğinden, sessiz, ağrısız, kolaylıkla meydana gelir. Solunum sayısı erişkin insanda 15-20 kez/dk, çocukta 20-30 kez/dk, bebekte 30-40 kez/dk arasında gerçekleşir.
Etiketler: Akciğerler, Burun, Organlarımız, Organlarımızın resimleri, resim, resimler, Soluk borusu, Solunum Sistemi Bölümleri, Solunum Sistemi Kısımları, Solunum Sistemi ve Bölümleri, Solunum Sistemi ve Kısımları, Vücudumuz, Vücudumuz ve Organlarımız, Vucudumuzun Kısımları, Vücudumuzun Yapısı, Yutak -
Kalp
Kalp ya da yürek kalp kası olarak bilinen özel bir tip çizgili kastan meydana gelen kendiliğinden kasılma özelliğine sahip kuvvetli bir pompa.
Metabolizma faaliyetleri sonucunda meydana gelen artık ürünlerin de vücuttan uzaklaştırılması, vücut ısısının düzenlenmesi, asit baz dengesinin korunması, hormonlar ve enzimlerin vücudun gerekli bölgelerine taşınması gerekmektedir. Bütün bu işlemleri kalp ve damarlardan oluşan dolaşım sistemi yapmaktadır.
Kalp bu sistem içerisinde motor görevi yapmaktadır. Kalp insanda dakikada 60-80 vuruş arasında değişen bir hızla günde 9000 litre kanı vücuda pompalamaktadır. Günde yaklaşık 100 bin, yılda 40 milyon, tüm insan hayatı boyunca yaklaşık 2,5 milyar kere, hiç durmadan yaklaşık 8 ton kanı vücuda pompalar. Normal bir insanda kalp ortalama 250-300 gram ağırlığındadır.
Kalp memelilerde 4 odacıklı ve 4 kapakçıklıdır. Odacıklar sağ odacıklar ve sol odacıklar olarak 2 ana bölümden oluşmaktadır.
Sağ bölüm, kanın vücuttan döndüğü odacık olan sağ kulakçık sonra triküsbit kapak adı verilen 3 yaprakçıklı bir kapakçık ile ana odacık olan sağ karıncıktan meydana gelir.1) Kan vücutta oksijeni ve besin öğeleri kullanıldıktan sonra vena cava adı verilen 2 adet ana toplardamar ile sağ kulakçığa gelmektedir.
2) Sağ kulakçıktan kan yerçekimi ve kulakçık kasılması ile aradaki kapak olan triküsbit kapaktan (3 yaprakçıklı kapak) geçerek sağ karıncığa girmektedir.
3) Sağ karıncık ile pulmoner atardamar arasındaki kapağa da pulmoner kapakçık adı verilmektedir. Sağ karıncık kanı pulmoner atardamar adını verdiğimiz bir damar yoluyla akciğerlere pompalamaktadır.
Sol bölüme kan akciğerlerden oksijenden zenginleştirilmiş olarak gelmektedir.
1) Sol kulakçığa gelen bu kan yerçekiminin de etkisi ile ve biraz da sol kulakçığın kasılması yardımı ile sonradaki kapak olan mitral kapakçık adı verilen 2 yaprakçıklı bir kapaktan sol karıncığa akmaktadır.
2) Sol karıncık ile aort atardamarı arasında aort kapakçığı denilen 3 yaprakçıklı bir kapak bulunur. Sol karıncıktan temiz kan güçlü kasların kasılması etkisi ile aort atardamarı denilen ana atardamar vasıtasıyla vücuda sunulmaktadır.
3) Elimizi göğsümüzün sol tarafına götürdüğümüzde kalbimizden gelen sesin nedeni kulakçık ile karıncık arasındaki kapakçıkların açılıp kapanmasından dolayı gelir.

-
Beyin Resimleri
Beynin tanımı kafatasının içindeki, tüm elektrokimyasal nöronal olaylardan sorumlu, fiziksel ve biyolojik bir cevher olduğudur.
Hayvan anatomisinde beyin, merkezi sinir sisteminin yönetim merkezidir. Birçok hayvanda beyin, kafanın içinde, birincil duyu organlarının ve ağzın yakınında yerleşmiş durumdadır. Tüm omurgalılarda beyin olduğu gibi, omurgasızlarda da merkezileşmiş bir beyin ya da birbirinden bağımsız ganglionlar topluluğu bulunur. Beyin, şaşırtıcı derecede karmaşık ve komplike olabilir. Örneğin insan beyni 100 milyar’dan fazla nöron içerir ve bu nöronların her biri, kendi gibi 10.000 tanesiyle bağ kurar.Benin görevleri
a) Duyu organlarını kontrol
b) Hormonların salgılanmasını kontrol
c) İstemli hareketlerin kontrol merkezi
d) Kan basıncını, vücut sıcaklığını, susama ve acıkmayı kontrol
f) Zeka, irade, hırs merkezleri beyinde yeralır
g) Okuma, yazma ve anlamayı sağlamaktadır
-
Kol ve elin yapısı
Kol, çeşitli hareketleri ve işleri yapmamızı sağlayan önemli bir organımızdır. Omuz mafsalından, dirsek mafsalına kadar olan kısma kol, dirsek mafsalından el bileği mafsalına kadar olan kısma da ön kol denilir. Fakat genellikle kol denilince her ikisi birden anlaşılır.
Kol bölgesinde humerus isminde tek bir kemik bulunur. Ön kol bölgesinde ise radius ve ulna isminde bir çift kemik bulunur. Kolun ve önkolun hareketlerini sağlayan kaslar, bu kemiklere yapışmış haldedir.
Kol, çeşitli yönlere olan hareketlerini (aşağı yukarı, öne, arkaya, içe dönüş, dışa dönüş) omuz mafsalı ve bu yerdeki kaslar vâsıtasıyla yapar.
Kol üzerinde dört ayrı kas bulunur. Bunlar içinde en mühimi iki başlı pazu kasıdır, ön kolun bükülmesini sağlamaktadır.Önkol ise extansiyon (düşleşme), fleksiyon (bükülme), içe dönüş ve dışa dönüş hareketlerini dirsek mafsalı vasıtasıyla ve koldan başlayıp, önkol kemikleri üzerinde sonlanan kaslar vasıtasıyla yapar. Önkol üzerinde 18 adet kas yer almaktadır, bunlar el ve parmakların hareketlerini sağlar.
El, kolun vicudumuzda 5 parmak olan parmakların bağşı olduğu organımızdır.Her türlü hareketi rahatlıkla yapabilmek için, elde irili ufaklı 27 tane kemik bulunur. Bilekte, dörder kemiğin düzensiz gibi görülen bir şekilde iki sıra teşkil etmesiyle 8 kemik bulunur ki, bunlara el bilek kemikleri denilmektedir. Avuçta da 5 tane metakarpal denen el tarak kemikleri bulunur. Ele kan, iki atardamarla (arter) gelmektedir. El, insan vücudunun ve kişinin özelliklerini yansıtan en önemli organlardan dır. Kişinin vücut sağlığına dikkat edip etmediği, mesleği, genel hassasiyet durumu gibi pekçok şey ellerinden anlaşılır. Tıp açısından, elin ve parmakların şekli, büyüklüğü önemlidir. Birçok hastalığın belirtilerini elde görülebilir.
-
İskelet Resimleri
İskelet Kemiklerden oluşmuş eklem ve bağlarla birbirine tutturulmuş,etrafı kaslarla çevili destek yapıya denir. İskelet organizmanın kendine özgü şeklinin oluşmasını sağlamaktadır.İskelet ya da iskelet sistemi, biyolojide canlı organizmaya fiziksel destek sunan,iç organların korunmasını sağlayan,çoğunlukla minerallerdan meydana gelen bir organdır.
Canlılarda iskelet sistemi iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır
1) Dış iskelet
Vücudun dış kısmında yeralır, üzerinde hiç bir vücut örtüsü bulunmaz. Organik, inorganik maddeler ya da her ikisinin birleşiminden meydana gelir. Daha çok basit yapılı canlılarda bulunmaktadır. Bu tür canlılardaki büyümeye dış iskelet sınırlayıcı etki göstermektedir.
* Kavkı(Kabuk): Salyangoz, istiridye ve midyede gibi canlılarda bulunmaktadır.
* Kitin: Kitin, dış epitelin salgısıdır ve hayvanların büyümesi için zaman zaman değiştirilerek atılmaktadır. Bu iskelet tipi eklembacaklı canlılarda bulunmaktadır.
* Kalker: Mercanlarda bulunmaktadır.
2) İç iskelet
Vücudun iç kısmında yer alır. Etrafı kas ve deriyle örtülüdür. Omurgalılarda bulunmaktadır.* Kıkırdak omurga:Köpek balıklarında bulunmaktadır.
* Kemik omurga:Balık, kuş, kurbağa, sürüngen ve memelilerde bulunmaktadır.
İskeletin görevlerini sıralayalım
* Kan hücreleri üretmektedir.
* vücuda şekil verir
* Vücudun dik durmasını sağlamaktadır.
* İç organları ve kaslara tutunma yüzeyi sağlamaktadır.
* İç organları dış etkilerden korumaktadır
* Kalsiyum ve fosfor gibi mineralleri depo etmektedir.
Etiketler: Dış İskelet, İç iskelet, İnsan İskeleti, İnsan İskeleti Hakkın Bilgiler, İnsan İskeleti Yapısı, İnsan İskeletinin Yapısı Ve Görevleri, İnsan Kemikleri, İskelet Resimleri, İskelet Yapısı, İskeletin Görevleri, İskeletin Yapısı, Organlarımız, Organlarımız Hakkında Bilgiler, Vücudumuz, Vücudumuz Hakkında Bilgiler, Vücudumuz ve Organlarımız
Resimmax.Net Resime Doyacaksınız
Sürekli güncellenen resim galerisi
Gizlilik