• Archives

    • Karaciğerin Görevleri ve Karaciğer Hastalıkları

      Karaciğer Safra adı verilen bir salgı üretmektedir. Safra sıvısı büyük yağ damlalarını daha küçük parçalara ayırarak yağların sindirimine yardımcı olmaktadır. Karaciğer, vücudumuzda diyaframın hemen altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında, koyu kırmızı renkte yumuşak bir organımızdır. Yaşamak için gerekli olan birçok kimyasal olay bu organda oluşur. Vücudumuz yeralan en büyük organdır.

      Karaciğerin Görevleri

      1 ) Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1,50kg) safra salgılamaktadır.
      2 ) Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenlemektedir.
      3 ) Vücudun ısısını ayarlamaktadır.
      4 ) Vücuda su üretmektedir.
      5 ) Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolamaktadır.
      6 ) Kandaki şeker miktarını ayarlamaktadır.
      7 ) Pıhtılaşmada rol oynayan protrombin ve fibrinojeni üretmektedir.
      8 ) Hormonların görevleri üzerinde etkili olmaktadır.
      9 ) Yaşlı alyuvar hücrelerini parçalar ve Embriyo döneminde kan hücrelerinin üretimini sağlamaktadır.
      10 ) Kanda bulunan fazla glikozu glikojen halinde depo etmektedir.
      11) D, B, A ve bağırsaklarda sentezlenen, kanın pıhtılaşmasında rol oynayan K vitamini ile demir, kalsiyum, bakır, protein ve yağları depo etmektedir. Karotenden A vitamini sentezlemekdedir.
      12 ) Cinsiyet hormonlarının fazlasını yok etmektedir.
      13 ) Lenf yapımında görev alır. Antikorların önemli bir kısmını üretmektedir.

      Karaciğer Hastalıkları

      Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği, karaciğer iltihaplanması, karaciğer sirozudur.Hepatit b virusu karacaiğerin disfonksiyel olmasında çok etkilidir.

      Karaciğer Hastalık Belirtileri

      1 ) Karaciğeri rahatsız olan kişiler ensede ağrı hissedebilirler, çarpıntı, iştahsızlık olur.
      2 ) İdrarın rengi sabahları sarı ve koyu, daha sonraki saatlerde ise, duru ve açık gelir.
      3 )Sık sık idrara girme gereği duyulur.
      4 ) Baldır kasları ağrır.
      5 ) El ve ayaklarında şişlik görülür.
      6 ) Geceleri uykusuzluk ve görme ve işitme duyguları da azalma olur.
      7 ) Halsizlik oldukça belirgindir.

      Devamı »

    • Böbreklerin yapısı ve görevleri

      Böbrekler, omurgalılarda bulunan fasulye şeklinde boşaltım organlarına böbrek denilir. Karınzarı arkasında yeralan böbreklerin boyutları 9 ila 13 cm arasında değişir, ve sol böbrek sağdakinden az da olsa biraz daha iridir. Yaklaşık 12. göğüs omuru ile 3. bel omurlarının düzeyleri arasında yer almaktadırlar. Böbreklerin üst bölgeleri 11. ve 12. kaburgalarca korunmaktadır.[7] Böbreküstü bezleriyle birlikte böbrekler, yağ dokuyla çevrelenip bu yapı da böbrek zarı ile bütünüyle sarılmış şekildedir. Yukarıda da belirtildiği gibi, böbreklerden biri veya ikisi doğuştan bulunmayabilirler, ve bu duruma böbrek oluşmaması veya renal agenez denilir.

      Böbrekler, süzülmemiş kanı karın bölgesi aorttan ayrılan sol ve sağ böbrek atardamarları yoluyla alır. Böbrekten dönen süzülmüş kan ise sağ ve sol böbrek toplardamarları yoluyla alt ana toplar damara dönmektedir. Böbreğe giden kan, kalbin pompaladığı toplam kanın (kardiyak debi) üçte birine ulaşabilmektedir.

      Böbreklerin işlevleri

      1) Metobolizma atık ürünleri olan kreatinin, ürik asit, üre, ilaç ve toksinlerin vücuttan atılmasını sağlamak dır.
      2) Vücut sıvı elektrolit dengesini düzenlemek dir.
      3) Vücudun asit baz dengesini düzenlemek dir.
      4) Kan basıncını ayarlamak dır.
      5) Alyuvar yapımını uyarmak dır.

      Böbreklerimizi tanıyalım

      İnsanda herbir böbreğin ağırlığı toplam 120 160 gr uzunluğu 10-12 cm genişliği 6 cm, kalınlığı 4 cm ‘dir.
      Böbrek dokusunun %80′i sudan, %4′ü yağdan, % 15′i protein ve % 1 ‘i inorganik tuzlardan meydana gelmektedir. Böbrekler toplam vücut ağırllğllilil binde 51′ini oluşturur.

      Böbrekte, görevleıi kam süzmek olan 2 milyar kadar böbrek cisimciği bulunur. böbrekteidrar’lli yoğunlaştığı tubulus ismi verilen borucuklann uzunluğu 100 km.dir. Böbreğiniçindeki em ilim yüzeyi 20 m2 kadardır.

      Her gün böbreklerden 1500 litre kan geçmektedir. Geçen kandan 180 litre sıvı süzülmektedir. Birinci idrar adı verilen ilk süzülen sıvının büyük bölümü tekrar geri emilerek sonuçta 0.5 ila 4 litre arasmda idrar vücuttan atılmaktadır.
      Böbrekte her gün kandan süzülen birinci idrarın içindeki 500 gr sodyum bikarbonat, 11 gr protein, 1 kg sofra tuzu, 170 lt su, 170 gr şeker ve bir çok metabolik madde geri emilmektedir. Buna karşılık hergün 1.7 gr. keratinin, 27 gr üre, 5gr sodyum ve diğer metabolik ürünler idrarla atılmaktadır. Böbrekler görevlerini yerine getirmek için günde 30 lt. oksiien harcamaktadır.

      Böbrekler çalışırken dakikada 100 kalori ısı enerjisi açığa çıkmaktadır. Kalple bir dakikada atılan kanın % 20’si böbreklere girmektedir. Böylece 100 gr. böbrek dokusuna dakikada 150 cm3 kan gelmektedir. Kanı böbrekler taşıyan atar damarın çapı ise 13 mm dir. İdar kesesi esnek yapıda bir organdır. İdrar kesesinde 1/4 lt idrar toplandığında kesenin çapı 8 cm olur. Kesede 1/2 lt idrar bulunduğunda ise çap sadece 2 cm artarak 10 cm ye çıkmaktadır. İdrar kesesi 1/2 lt idrarla dolduğunda oluşan gelen basınç, kesenin iç yüzeyinde cm2′de 12 gr dır.

      Böbreklerimiz vücut sıvılarının yapılarlm kontrol ederler,istenmeyen Kimyevi maddeleri sidik denilen eriyik ile dışan atmaktadır. Bu eriyiğin hazırlanabilmesi için su içmemiz gerekmektedir. İçeceğimiz suyun miktarını ise beynimizin hipotalamus denilen bölümünde yeralan özel bir su içme merkezi tesbit etmektedir. Vücudumuzdaki sıvıların miktarı, toplam ağırlığımızın % 1′i kadar azaldığında, hipotalamustaki merkez susuzluk hissi duymamızı sağlar ve biz su içeriz. Susuzluk hissini bizde uyandıran tükürük bezleridir. Bu bezlerin yeterince salgılama yapmaması sonucunda ise, ağzımız kurur ve susadığımızı anlayabiliriz.

      Su kaybı, vücut ağırlığının % 10′una ulaştığı zaman hücreler üzerlerine düşen görevleri gerektiği gibi yapamazlar ve bu durumun ardından ölüm olayı meydana gelir. Bu olay birkaç günlük susuzluk neticesi bile meydana gelebilir. Ama vücudumuzdaki yağ ve protein yedeklerimizden yararlanarak açlığa çok daha uzun süre dayanabiliriz. Beyindeki su içme merkezi, böbrekleri de etkileyerek onlara su tutma direktifi göndermektedir. Bu şekilde hazırlanan idrar çok daha yoğun ve hacim olarak da azdır.

      Böbreklerimizin, vücudumuzun su miktarını kontrol konusunda şaşmaz bir hassasiyeti bulunur. Eğer 1 lt.
      suyu çabucak içersek, üretilen sidik miktarı da hemen hemen 1 lt. artar. Böbreklerimiz vücutta ne kadar su bulunduğunu bilir ve sidik miktarını azaltarak ya da çoğaltarak su seviyesini gerektiği ölçüde tutmayı başarmaktadır.

      Devamı »

    • Kalp

      Kalp ya da yürek kalp kası olarak bilinen özel bir tip çizgili kastan meydana gelen kendiliğinden kasılma özelliğine sahip kuvvetli bir pompa.
      Metabolizma faaliyetleri sonucunda meydana gelen artık ürünlerin de vücuttan uzaklaştırılması, vücut ısısının düzenlenmesi, asit baz dengesinin korunması, hormonlar ve enzimlerin vücudun gerekli bölgelerine taşınması gerekmektedir. Bütün bu işlemleri kalp ve damarlardan oluşan dolaşım sistemi yapmaktadır.
      Kalp bu sistem içerisinde motor görevi yapmaktadır. Kalp insanda dakikada 60-80 vuruş arasında değişen bir hızla günde 9000 litre kanı vücuda pompalamaktadır. Günde yaklaşık 100 bin, yılda 40 milyon, tüm insan hayatı boyunca yaklaşık 2,5 milyar kere, hiç durmadan yaklaşık 8 ton kanı vücuda pompalar. Normal bir insanda kalp ortalama 250-300 gram ağırlığındadır.
      Kalp memelilerde 4 odacıklı ve 4 kapakçıklıdır. Odacıklar sağ odacıklar ve sol odacıklar olarak 2 ana bölümden oluşmaktadır.
      Sağ bölüm, kanın vücuttan döndüğü odacık olan sağ kulakçık sonra triküsbit kapak adı verilen 3 yaprakçıklı bir kapakçık ile ana odacık olan sağ karıncıktan meydana gelir.

      1) Kan vücutta oksijeni ve besin öğeleri kullanıldıktan sonra vena cava adı verilen 2 adet ana toplardamar ile sağ kulakçığa gelmektedir.

      2) Sağ kulakçıktan kan yerçekimi ve kulakçık kasılması ile aradaki kapak olan triküsbit kapaktan (3 yaprakçıklı kapak) geçerek sağ karıncığa girmektedir.

      3) Sağ karıncık ile pulmoner atardamar arasındaki kapağa da pulmoner kapakçık adı verilmektedir. Sağ karıncık kanı pulmoner atardamar adını verdiğimiz bir damar yoluyla akciğerlere pompalamaktadır.

      Sol bölüme kan akciğerlerden oksijenden zenginleştirilmiş olarak gelmektedir.

      1) Sol kulakçığa gelen bu kan yerçekiminin de etkisi ile ve biraz da sol kulakçığın kasılması yardımı ile sonradaki kapak olan mitral kapakçık adı verilen 2 yaprakçıklı bir kapaktan sol karıncığa akmaktadır.

      2) Sol karıncık ile aort atardamarı arasında aort kapakçığı denilen 3 yaprakçıklı bir kapak bulunur. Sol karıncıktan temiz kan güçlü kasların kasılması etkisi ile aort atardamarı denilen ana atardamar vasıtasıyla vücuda sunulmaktadır.

      3) Elimizi göğsümüzün sol tarafına götürdüğümüzde kalbimizden gelen sesin nedeni kulakçık ile karıncık arasındaki kapakçıkların açılıp kapanmasından dolayı gelir.

      Devamı »

    • Beyin Resimleri

      Beynin tanımı kafatasının içindeki, tüm elektrokimyasal nöronal olaylardan sorumlu, fiziksel ve biyolojik bir cevher olduğudur.
      Hayvan anatomisinde beyin, merkezi sinir sisteminin yönetim merkezidir. Birçok hayvanda beyin, kafanın içinde, birincil duyu organlarının ve ağzın yakınında yerleşmiş durumdadır. Tüm omurgalılarda beyin olduğu gibi, omurgasızlarda da merkezileşmiş bir beyin ya da birbirinden bağımsız ganglionlar topluluğu bulunur. Beyin, şaşırtıcı derecede karmaşık ve komplike olabilir. Örneğin insan beyni 100 milyar’dan fazla nöron içerir ve bu nöronların her biri, kendi gibi 10.000 tanesiyle bağ kurar.

      Benin görevleri

      a) Duyu organlarını kontrol
      b) Hormonların salgılanmasını kontrol
      c) İstemli hareketlerin kontrol merkezi
      d) Kan basıncını, vücut sıcaklığını, susama ve acıkmayı kontrol
      f) Zeka, irade, hırs merkezleri beyinde yeralır
      g) Okuma, yazma ve anlamayı sağlamaktadır

      Devamı »

    • Kol ve elin yapısı

      Kol, çeşitli hareketleri ve işleri yapmamızı sağlayan önemli bir organımızdır. Omuz mafsalından, dirsek mafsalına kadar olan kısma kol, dirsek mafsalından el bileği mafsalına kadar olan kısma da ön kol denilir. Fakat genellikle kol denilince her ikisi birden anlaşılır.
      Kol bölgesinde humerus isminde tek bir kemik bulunur. Ön kol bölgesinde ise radius ve ulna isminde bir çift kemik bulunur. Kolun ve önkolun hareketlerini sağlayan kaslar, bu kemiklere yapışmış haldedir.
      Kol, çeşitli yönlere olan hareketlerini (aşağı yukarı, öne, arkaya, içe dönüş, dışa dönüş) omuz mafsalı ve bu yerdeki kaslar vâsıtasıyla yapar.
      Kol üzerinde dört ayrı kas bulunur. Bunlar içinde en mühimi iki başlı pazu kasıdır, ön kolun bükülmesini sağlamaktadır.

      Önkol ise extansiyon (düşleşme), fleksiyon (bükülme), içe dönüş ve dışa dönüş hareketlerini dirsek mafsalı vasıtasıyla ve koldan başlayıp, önkol kemikleri üzerinde sonlanan kaslar vasıtasıyla yapar. Önkol üzerinde 18 adet kas yer almaktadır, bunlar el ve parmakların hareketlerini sağlar.
      El, kolun vicudumuzda 5 parmak olan parmakların bağşı olduğu organımızdır.Her türlü hareketi rahatlıkla yapabilmek için, elde irili ufaklı 27 tane kemik bulunur. Bilekte, dörder kemiğin düzensiz gibi görülen bir şekilde iki sıra teşkil etmesiyle 8 kemik bulunur ki, bunlara el bilek kemikleri denilmektedir. Avuçta da 5 tane metakarpal denen el tarak kemikleri bulunur. Ele kan, iki atardamarla (arter) gelmektedir. El, insan vücudunun ve kişinin özelliklerini yansıtan en önemli organlardan dır. Kişinin vücut sağlığına dikkat edip etmediği, mesleği, genel hassasiyet durumu gibi pekçok şey ellerinden anlaşılır. Tıp açısından, elin ve parmakların şekli, büyüklüğü önemlidir. Birçok hastalığın belirtilerini elde görülebilir.

      Devamı »

    • İskelet Resimleri

      İskelet Kemiklerden oluşmuş eklem ve bağlarla birbirine tutturulmuş,etrafı kaslarla çevili destek yapıya denir. İskelet organizmanın kendine özgü şeklinin oluşmasını sağlamaktadır.İskelet ya da iskelet sistemi, biyolojide canlı organizmaya fiziksel destek sunan,iç organların korunmasını sağlayan,çoğunlukla minerallerdan meydana gelen bir organdır.

      Canlılarda iskelet sistemi iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır
      1) Dış iskelet
      Vücudun dış kısmında yeralır, üzerinde hiç bir vücut örtüsü bulunmaz. Organik, inorganik maddeler ya da her ikisinin birleşiminden meydana gelir. Daha çok basit yapılı canlılarda bulunmaktadır. Bu tür canlılardaki büyümeye dış iskelet sınırlayıcı etki göstermektedir.
      * Kavkı(Kabuk): Salyangoz, istiridye ve midyede gibi canlılarda bulunmaktadır.
      * Kitin: Kitin, dış epitelin salgısıdır ve hayvanların büyümesi için zaman zaman değiştirilerek atılmaktadır. Bu iskelet tipi eklembacaklı canlılarda bulunmaktadır.
      * Kalker: Mercanlarda bulunmaktadır.
      2) İç iskelet
      Vücudun iç kısmında yer alır. Etrafı kas ve deriyle örtülüdür. Omurgalılarda bulunmaktadır.

      * Kıkırdak omurga:Köpek balıklarında bulunmaktadır.

      * Kemik omurga:Balık, kuş, kurbağa, sürüngen ve memelilerde bulunmaktadır.

      İskeletin görevlerini sıralayalım
      * Kan hücreleri üretmektedir.
      * vücuda şekil verir
      * Vücudun dik durmasını sağlamaktadır.
      * İç organları ve kaslara tutunma yüzeyi sağlamaktadır.
      * İç organları dış etkilerden korumaktadır
      * Kalsiyum ve fosfor gibi mineralleri depo etmektedir.

      Devamı »

    • Duyu Organlarımız Hakkında Resimli Bilgi

      Burun: Burnumuz yüzün ortasında yeralan öne doğru bir çıkıntı biçiminde uzanan, kemik ve kıkırdaktan meydana gelen, kas ve deri İle örtülmüş bir organdır.

      Burun üç yüzeyli bir piramide benzetilmektedir. Kişilere ve ırklara göre değişiklik göstermektedir. Simetrik iki yan yüzünün ortada birleşmesi ile burun sırtı meydana gelir. Burnun alınla birleşme yerine de burun kökü adı verilmektedir.Yan yüzlerin alt kesimleri daha çıkıntılı olup burun kanatları adını almaktadır. Piramidi andıran burnun tabanında ise ortada bir bölme ile ayrılmış burun delikleri bulunmaktadır. Burun içindeki burun boşlukları, önde burun delikleri ile dışarıya, arkadaysa yutağın burun parçasına açılmaktadır.

      Burun boşluğunu kaplayan zar tabakada bulunan bezler, burun zarını sürekli ıslak tutan burun salgısını oluşturular. Bu salgı yardımı ile, alınan hava nemlendirilir. Burun boşluğunun üst kesimlerinde koku hücreleri bulunmaktadır.

      Devamı »

    Posts Tagged ‘Organlarımız’
TOP
Powered by WordPress | Theme by mg12 | Valid XHTML 1.1 and CSS 3

Website Statistics Gizlilik